İnsanlar
yıllar yılı çalıştıktan sonra emekli olup daha boş işlerle vakit geçirmeyi
tasarlarlar. Çiçek böcek tarzı şeyler yani. Kenyon'un anne ve babası da emekli
olduktan sonra belki biraz kafa dinlemek için Boston'dan bir sahil kasabasına,
Cape Cod'a taşınırlar. Ailesinin istediği, kafasında planladığı şey, kasabada
kulübe topluluğu satın almak, tamir işlerini halletmek ve bu kulübeleri turist
konaklamasına açarak işletmek. (Eh, her zaman planlarımız tıkır tıkır yolunda
gidecek değil ya). Babasının sakatlanması, ailenin alışık olmadıkları
insanlarla karşılaşmaları anne babanın motivasyonunu düşürüyor, hevesleri
kırılıyor haliyle.
Kenyon'nun
Boston'daki hayatı pek parlak değil. Görünmez kişi vasfında zavallı. Cape Cod'a
taşınınca onun lehine işler değişecek tabii. Bu ilk değişim belirtisi annesiyle
çöplüğe gittiklerinde, çöplüğün yanındaki Takas Dükkanı'nda Razzle'la
karşılaşması oluyor. Razzle standartlara uymayan bir kız figürü. Farklı bir
kız.
Kenyon yavaş yavaş Razzle'ın hayatını
öğrenmeye başlar. Yaşam sırlarını çözmeye çalışır, onu tanımaya ve anlamaya
çalışır. Sonra bir bakar ki Razzle onun 'ilham perisi' oluvermiş. Eh, işte o
zaman Kenyon anlar ki, Cape Cod'da hayat başkadır.
''Geçmişe
dönüp baktığımda, Razzle Penney'le Truro çöplüğünde tanıştığım güne dek
hayatımın derin bir uykudan ibaret olduğunu söylemeliyim.'' diye başlıyor ve
yine aynı cümlelyle son buluyor kitap.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder